« Önceki |

21/12/2007

Ömer Faruk Tekbilek-I Love You

 

Kalbime baktım minicik bir fincan,

Senin aşkın sonu olmayan engin bir deniz, uçsuz bucaksız umman.
Fincan denize müştak, ummana sevdalı…
Aşkın, yaralı kalbime şifa…
Aşkın çok ağır…
Kalbim şu haliyle bu yükü kaldıracak kalp değil…
Bana senin yükünü, hakkıyla taşıyacak kalp ihsan eyle…
(Âmin)


20/12/2007

Derviş kaşıkları

Bir gün sormuşlar ermişlerden birine; “Sevginin sadece sözünü edenlerle, onu yaşayanlar arasında ne fark vardır?” “Bakın göstereyim” demiş ermiş. Önce sevgiyi dilden gönüle indirememiş olanları çağırarak onlara bir sofra hazırlamış. Hepsi oturmuşlar yerlerine. Derken tabaklar içinde sıcak çorbalar gelmiş ve arkasından da derviş kaşıkları denilen bir metre boyunda kaşıklar.

 

Ermiş; “Bu kaşıkların ucundan tutup öyle yiyeceksiniz” diye bir de şart koymuş. “Peki” demişler ve içmeye teşebbüs etmişler. Fakat o da ne? Kaşıklar uzun geldiğinden bir türlü döküp saçmadan götüremiyorlar ağızlarına. En sonunda bakmışlar beceremiyorlar, öylece aç kalkmışlar sofradan.

Bunun üzerine, “Şimdi…” demiş ermiş, “Sevgiyi gerçekten bilenleri çağıralım yemeğe.” Yüzleri aydınlık, gözleri sevgi ile gülümseyen, ışıklı insanlar gelmiş oturmuş sofraya bu defa. “Buyrun” deyince her biri uzun boylu kaşığını çorbaya daldırıp, sonra karşısındaki kardeşine uzatarak içmişler çorbalarını. Böylece her biri diğerini doyurmuş ve şükrederek kalkmışlar sofradan.

 

“İşte” demiş ermiş, “Kim ki hayat sofrasında yalnız kendini görür ve doymayı düşünürse o aç kalacaktır. Ve kim kardeşini düşünür de doyurursa o da kardeşi tarafından doyurulacaktır. Şüphesiz şunu da unutmayın. Hayat pazarında alan değil, veren kazançlıdır her zaman…”

4/12/2007

Üftade...

 

"aşk 29 harf”miş öyle dediler

Yokluyorum alfabemi… Düşümde sözlerimi

Aklım dumura uğruyor üftade

Sen hep sınırların dışındasın / Sen hep ötede

Kimse sana benzemiyor... Kimsenin güvercini “sen” kadar aşk olmuyor üftade

Ve ben biliyorum :”Aşk seni otuzuncu harfte saklıyor!...”

 

eda aktaş

 

Ah!

 

 

Ne vakit bir ‘düş’lesem mavisine denizler düşmüş şehirleri, karalar çalınır bağrıma. Usum kuyulara düşer, koyu! Yusuf ki elleriyle örterdi gecenin perçemini yorumsuz yalnızlığı üstüne! Gecedir ki sıyırmıştır adını akşamdan... Ayrıdır un gibi, kum gibi. Lügatlerden sürülmüş bir hâli kim üstüne alırdı ki bu çelimsiz yüreğimden başka? Kim kendi yerine uyuturdu geceyi kâbuslar besteleyerek? Kim alabilirdi müfessirlerin elinden o düşünü ki düşte yıldız... Düşte ay... Düşte güzel desem az olur güzel desem zay olur eyvah! Düşte Yusuf gizli... Yusuf’tur ki düşler güzeli...

Ne vakit bir gül sürünsem, gözlerimde uyanır Yusuf... Kuşlar konar dallarıma. Saçlarım rüzgârla ahitleşir... İncinmem Yusuf’u andığım vakit kan görsem de... Düş-sem/de...

Bir düş ki içinde Yusuf var...

Bir düş ki gör!!! İçimde Yusuf kanar!

 

Eda AKTAŞ

3/12/2007

...

3/12/2007

Züleyha'nın Yusuf'u

 

Ey Züleyha kalbine Yusuf'u nakseyleyen
Bize "istememeyi isteyebilmeyi" ögret
Ve bize de nasip et Yusuf'a verdiginden....